Paylaş

SÖZCÜKTE ANLAM

Sözcükler; bir varlığı, bir düşünceyi ya da bir hareketi karşılayan dilin en küçük anlamlı birimleridir. Sözcüklerin kazandığı farklı anlam özelliklerini 12 başlıkta inceleyelim.

1. GERÇEK ANLAM

Bir sözcüğün sözlükteki ilk anlamına ya da bu ilk anlamla doğrudan ilişkili olan, akla gelen ilk anlamına gerçek anlam denir.
Örnek:

Çocuğun elindeki balon patlayınca boş kaldı. (İçinde bir şey olmayan)

Yemek çok sıcak olduğu için biraz bekledi. (Isısı yüksek)

2. MECAZ ANLAM

Bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak, cümle içinde kazandığı yeni ve soyut anlama mecaz anlam denir.
Örnek:

Bana neden bu kadar soğuk davranıyorsun? (İlgisiz, sevgisiz)

Bu boş sözlere karnım tok. (Anlamsız, gereksiz)

3. YAN ANLAM

Bir sözcüğün temel (gerçek) anlamına şekil veya işlev bakımından benzerlik göstererek kazandığı yeni anlama yan anlam denir. Genellikle organ adlarının doğaya aktarılmasıyla oluşur.
Örnek:

Masanın ayağı kırılmış. (Masanın yere basan kısmı, insanın ayağına benzetilmiş)

Geminin burnu limana döndü. (Ön kısmı, insanın burnuna benzetilmiş)

4. TERİM ANLAM

Bilim, sanat, spor veya meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklere terim anlamlı sözcükler denir.
Örnek:

Öğretmen tahtaya bir doğru çizdi. (Matematik terimi)

Hakem, oyuncuya penaltı verdi. (Futbol terimi)

Şiirdeki kafiye düzenini inceledik. (Edebiyat terimi)

KONUVAKTİ DİYORKİ…

Bir sözcük birden fazla alanda terim olabilir. Örneğin “kök” sözcüğü hem Biyoloji (bitki kökü) hem Dil Bilgisi (kelime kökü) hem de Matematik (karekök) terimi olabilir.

5. ÇOK ANLAMLILIK

Bir sözcüğün birden fazla anlama gelecek şekilde kullanılmasına çok anlamlılık denir.
Örnek (“Düşmek” Sözcüğü):

Çocuk bisikletten düştü. (Yere devrilmek)

Meyveler dalından düştü. (Yer çekimiyle inmek)

Hafta sonu tatili pazara düşüyor. (Rastlamak)

Bu işin üzerine çok düştü. (Aşırı ilgilenmek)

6. SOMUT VE SOYUT ANLAM

Somut Anlam: Beş duyu organımızdan (göz, kulak, burun, dil, deri) en az biriyle algılayabildiğimiz varlıkları karşılayan sözcüklerdir.
Örnek:

Rüzgâr (Hissedilir), Işık (Görülür), Ses (Duyulur), Ekşi (Tadılır).

Soyut Anlam: Beş duyu organımızla algılayamadığımız, varlığını akıl ve his yoluyla bildiğimiz kavramlardır.
Örnek:

Sevgi, korku, rüya, akıl, dostluk.

7. ÇAĞRIŞIM YAPAN SÖZCÜKLER

Bir sözcüğün anlam, şekil veya ses yakınlığıyla zihnimizde başka kavramları hatırlatmasına çağrışım denir.
Örnek:

Okul” sözcüğü; öğrenci, öğretmen, ders, teneffüs, sınav gibi kavramları çağrıştırır.

Kış” sözcüğü; kar, soğuk, mont, soba gibi kavramları çağrıştırır.

8. TÜRKÇESİ VARKEN

Dilimizi korumak için, yabancı dillerden giren sözcükler yerine onların Türkçe karşılıklarını kullanmalıyız.
Örnekler:

Laptop ➔ Dizüstü bilgisayar

Selfie ➔ Özçekim

Exit ➔ Çıkış

Start almak ➔ Başlamak

9. İKİLEMELER

Anlamı güçlendirmek için aynı sözcüğün, yakın anlamlı sözcüklerin veya zıt anlamlıların tekrarıyla oluşan söz gruplarıdır. Ayrı yazılırlar ve aralarına noktalama işareti konmaz.
Oluşum Yolları ve Örnekler:

Aynı sözcüğün tekrarı: Koşa koşa, yavaş yavaş.

Eş/Yakın anlamlılar: Yalan yanlış, ses seda.

Zıt anlamlılar: İleri geri, az çok.

Biri anlamlı biri anlamsız: Eski püskü, eğri büğrü.

İkisi de anlamsız: Abur cubur, eciş bücüş.

Yansıma sözcükler: Şırıl şırıl, çat pat.

10. PEKİŞTİRME

Sözcüğün anlamını kuvvetlendirmek için ilk hecesine “m, p, r, s” ünsüzlerinden uygun olanının getirilmesiyle yapılır. Bitişik yazılır.
Örnek:

Mavi ➔ Masmavi

Temiz ➔ Tertemiz

Sarı ➔ Sapsarı

Düz ➔ Dümdüz

KONUVAKTİ DİYORKİ…

İkileme yoluyla da pekiştirme yapılabilir (güzel mi güzel), ayrıca “m, p, r, s” harflerine ek olarak “a, e” seslerinin türediği pekiştirmeler de vardır (sağlam ➔ sapasağlam).

11. YANSIMA SÖZCÜKLER

Doğadaki seslerin (insan, hayvan, eşya) taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir. Kökünde mutlaka bir ses olmalıdır.
Örnekler:

İnsan: Horlamak, hapşırmak.

Hayvan: Miyavlamak, havlamak, vızıldamak.

Eşya/Doğa: Patlamak, gıcırtı, şırıltı, küt.

12. NİTEL VE NİCEL ANLAM

Nicel Anlam: Varlıkların sayılabilen, ölçülebilen, azalıp çoğalabilen özelliklerini bildirir.
Örnek:

Ağır çantayı taşıyamadı. (Tartılabilir)

Geniş bir salonda toplandık. (Ölçülebilir)

Nitel Anlam: Varlıkların sayılamayan, ölçülemeyen; daha çok “nasıl” olduğunu bildiren özellikleridir.
Örnek:

Bize çok ağır sözler söyledi. (Kırıcı, ölçülemez)

Geniş fikirli bir insandı. (Rahat, ölçülemez)